Ey ömrünü, sabahın aldatıcı aydınlığını ebediyet zannederek tüketen insan; söyle bana, hangi dağ sonsuza kadar ayakta kalabilmiş, hangi deniz kıyılarını ebediyen koruyabilmiş, hangi hükümdar mezarının kapısını kapatıp ölüm meleğine “Buraya giremezsin!” diyebilmiş ve hangi medeniyet kendi gururunun ağırlığı altında ezilmeden çağları aşabilmiştir ki sen hâlâ kendini Rabbinin huzurunda hesap vermeyecek kadar güçlü, vahyin çağrısını erteleyecek kadar serbest ve hakikati değiştirecek kadar büyük görmeye devam ediyorsun?
Bak yeryüzüne; toprağın altında birbirinden farklı isimler değil, aynı sessizliğe teslim olmuş nice ömürler yatmaktadır ve onların arasında ne servetin üstünlüğü kalmıştır, ne makamların ihtişamı, ne orduların görkemi, ne de alkışların sıcaklığı; geriye yalnızca imanla dolmuş bir kalbin nuru yahut inkârla kararmış bir ruhun pişmanlığı kalmıştır ve işte bu yüzden Kur’an, tarihi yalnızca anlatmak için değil, bugünü uyandırmak ve yarını inşa etmek için önümüze koymaktadır.
0
24 Temmuz 2026 20:53
Kullanıcı bu gönderiye yanıt vermeyi devre dışı bırakmış.
